Bu yazımı bütün dul kadınlara hediye ediyorum...
Manikürcü bir tanıdığımın başına gelen olay beni bilgisayarın başına oturttu...
Kadın eşini kaybetmiş ve oğluyla yaşayan bir dul!
Ben de dul, annem de dul...
Bu kadın evini taşımak istiyor ve gazetedeki ilanlardan bir tanesine asılıyor ve telefondaki mülayim ses tonlu adamla konuşmaya başlıyor...
Adam "evli misiniz?" diye sorunca kadın da "hayır eşimi kaybettim...Oğlumla oturacağım!"
Adamın mülayim ses tonu soğuk bir rüzgar ısıltısına dönüyor ve "asla dul kadınlara ev vermiyoruz" deyip, ses tonundaki buzu kadının kalbine indirip telefonu kapatıyor!
Allah'ın takdiri ne zamandır suça dönüştü şimdi?
Bu nasıl bir zihniyet şimdi?
Bu kadın kocasını kaybettiği zaman "ah ben sensiz nasıl ev tutarım şimdi?" diye ağıt yaksaymış daha da iyi olurmuş bence!
Be adam senin sağlığının ne olacağı belli mi?
Sen göçünce karın-kızın kimlerin eline düşecek biliyor musun?
. . .
Annem o lafı ilk söylediğinde çok tepki vermiştim...
"Dul kadının yüzü soğuk olur!" dediğinde... "Ne alaka anne? Duluz diye hareket mi etmeyeceğiz?" dediğimde ise bana gayet rahat bir ses tonuyla "İleride anlarsın" demişti...
Ve  son 3.5 yıldır yaşadıklarıma bir de bu kadıncağızın yaşadığı eklenince anneme yerden göğe hak verdim.
Dul kadın eğlenmeye gitse "aranıyor" olur...
Dul kadın hakkını arasa "deli olur"
Dul kadın evine yeğenini alsa " genç sevgili aldı" olur...
Dul kadın gülse "müsait olur"...
Dul kadın selam verse "hoşlandı "olur...
Hay Allah'ım! Dünyanın en kilolu dul kadını kadar taş düşsün başınıza inşallah!
. . .
O zavallı cahil adam ne tür dul kadınlarla büyüdü anlamadım ama ailesindeki büyükleri görünce hepsini aynı gördü sanırım...

Neyse bir sonraki yazıda görüşmek üzere...




Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×